|
Ben bu CHP’de bir şeyler oluyor dedikçe “Kuyruk acısı var!” dediler. Yüreğimizdeki acıyı görmezden gelip üstüne bir de alay ettiler. Olmuşları yazdık “Olabilir!” dediler. Yanlışları yazdık “Ne var bunda?” dediler. Eğri yazdık doğru buldular. Doğru yazdık eğri buldular. İlk başlarda “Eksen kayması var” dedik. Yok dediler. Doğrudur, artık yok. Çünkü o eksen hepten kayboldu. Eksen diye bir şey kalmadı. Yeni yepyeni bir CHP yarattılar. Öyle ki CHP’li olmayanlar bile parti üst yönetimine girip milletvekili dahi oldular. Dün Laik Türkiye Cumhuriyeti’nin sigortası dediğimiz CHP bugün adeta iktidarın sigortası haline geldi. Düne kadar vazgeçilmezimiz olan kimi değerler ayaklar altına alındı. Peki, iktidar tarafından mı? Ne yazık ki hayır! CHP’nin CHP için, CHP’li için ve en çok da Türkiye için kutsal sayılan, kutsal bilinen değerleri CHP çatısı altında siyaset yaparak gerek mecliste gerekse parti üst yönetiminde kendine yer bulan kimi insanlar tarafından bizzat harcandı.
Kimi genel başkan yardımcıları ve parti üst yönetim üyeleri; “Atatürk İlke ve İnkılâplarının bekçisi değilim” dedilerse de aldırmadınız. CHP tarafından; Fethullah Gülen bilge ilan edildi ve Ak Parti’nin ekonomi politikaları öve öve bitirilemedi. Siz yine ses çıkarmadınız. Biz kendi kendimizi yemeye alışmıştık belki ama partiyi yemek az biraz koydu bana…
Genel başkan bile şaşırttı. En azından ben şaşırdım. Nazım’ı hapse atanın da, Sabahattin Ali’yi öldürtenin de CHP olduğunu söyledi. Peki, “Atatürk’ü Koruma Kanunu kaldırılmalıdır” dediğinde, söyleyin hanginizin içi sızladı? Ne yazık ki “Dersim katliamının sorumlusu CHP’dir” diyerek Mustafa Kemal’i zan altında bırakanları alkışlayanlarımız bile oldu.
Üzülerek izliyorum ki kurultay üzerine çok ucuz ve çok basit hesaplar yapılıyor. Eğer demokrasi vaat ederek bu makama gelip de hepsi birbirinden faşizan uygulamalara imza atanları görmüyor/göremiyorsak ne söyleyecek sözüm var ne de yazacak başka bir kelimem… Ben şimdi; “Bu dokuz köşe kasketli zevkten dört köşe Kemal ağa kısa sürede CHP’den çok şey götürdü” diyeceğim. Fakat siz yine bildiğinizi okuyacaksınız. En iyisi mi siz bir daha düşünün. Şayet baktınız herkes doğru ben yanlışım, size tavsiyem; “Daha da beni okumayın!” Çünkü ben bu köşeden, ha baktım olmadı başka bir köşeden ara sıra bazı bazı sizi anıyor olacağım. Okuyup da canınız sıkılmasın.
Bugün ülkemizin koltuk için değil vatan için millet için siyaset yapan insanlara duyduğu ihtiyaç her zamankinden daha fazladır. Bu nedenle bizi temsil eden siyaset adamlarına şartsız koşulsuz destek vermek yerine her an soran sorgulayan bireyler olduğumuzu onlara hissettirmek zorundayız. Hiçbir insan ki bu Cumhurbaşkanı, Başbakan veya bir siyasi parti genel başkanı bile olsa kendi kafasının estiği gibi davranmamalı/davranamamalıdır. Hâkimiyetin kayıtsız şartsız millette olduğu gerçeği değişmemeli ve değiştirilmesine izin verilmemelidir.
Ben Deniz Baykal’ı, Önder Sav’ı değil Atatürk ilke ve inkılâplarından taviz vermeyen Cumhuriyet Halk Partisi’ni istiyorum. Kemal’in düzenine değil ağalık düzenine bir son verilsin ve artık halkın partisinde yine halk egemen olsun istiyorum.
Ve acaba çok şey mi istiyorum?
Mustafa Ali Fırtına
(19.02.2012 tarihinde www.egedesonsoz.com haber sitesinde yayınlanmıştır.)
|